Kitap

Kitap

KDV Dahil Fiyatı: TL25,00
Miktar:  

Era yayınlarından bir ilk,

Bodrum’un ve İstanköy’ün geçen yüzyılına ışık tutan: “Ömer Aras Bodrumlu Çiftçi Diplomat” kitabı yayınlandı

Bodrum’un tarihi Ömer Aras’ın biyografisi ile okurlara sunuluyor. Yazar, eğitimci, Bodrum Kent Konseyi Başkanı Hamdi Topçuoğlu’nun Ömer Aras’la iki yılı aşkın bir süre yaptığı görüşmelerle ortaya çıkan “Bodrumlu Çiftçi Diplomat Ömer Aras” kitabı, 1926-1947 arası İstanköy, 1947’den günümüze Bodrum tarihine ışık tutuyor.  Era yayınlarından çıkan kitabın tüm gelirleri Ömer Aras tarafından Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bırakılmıştır.

Ömer Aras “Ben ömrümü bilimin aydınlığına ve bu toprakların çağdaş dünyayla buluşmasına adamış birsiyim. İsterim ki kitabım 7’den 70’e çağdaş düşünceye inanan herkes tarafından okunsun”  dedi.

Yazar Hamdi Topçu’da “Ömer Aras gibi her yönden Bodrum’a örnek olan bir değerli insanla birlikte çalışmak benim için hem kazanç hem de gururdu. Ben Ömer Aras’la Bodrum’u İstanköy’ü ve geçen yüzyılı çok daha iyi tanıdım. Bu kitap özel bir sözü tarihtir. Geçmişle bu günü buluşturmak isteyen her Bodrumlunun bir başvuru kitabı olduğunu düşünüyorum” dedi.

 

Bodrumlu Çiftçi Diplomat: Ömer Aras

bodrumlu-ciftci-diplomat-omer-aras
 

Ayrıntıların titizlikle işlendiği, yaşam tanıklığının ustalıkla öyküleştirildiği bir kitapta ölümsüzleşti “Bodrumlu Çiftçi Diplomat” Ömer Aras’ın hayatı… Çok özel bir ilgiyi hak ediyor. 
30 Kasım 2012 Cuma 20:21

Bir vatansever nasıl olunur? Bir insanın, ömrünün her gününde, yaşadığı topraklara değer katmak için mücadele etmesi, nasıl insanüstü bir gayret gerektirir? Şartlar ne olursa olsun; yoklukla, zulümle, ölümle yüz yüze kalındığında bile doğru bildiğinden şaşmamak nasıl bir cesarettir? Nasıl bir yürek bunca acıya dağlar gibi dayanır da; zerafetinden, insanlığından, yaşama azminden ve mütevazılığından zerre ödün vermeden, eğilip bükülmeden ayakta kalır?.. 

Ömer Aras-Bodrumlu Çiftçi Diplomat… Bodrum’u Bodrum yapanlardan biri... Savaşların, ayrılıkların, özlemlerin, sevdaların yoğurduğu bir ömür… Yaşamını okumaya, öğrenmeye, üreterek topluma faydalı olmaya adamış bir insan. İstanköy’den başlayıp Bodrum’da devam eden bir yaşam öyküsü... Bu öykünün baş kahramanı Ömer Aras’la, Era Yayınları’ndan çıkan ve tüm geliri ÇYDD’ye bırakılan kitabıyla ilgili konuşmak üzere bir araya geldik. Aras’ın çocukluk, gençlik yıllarına dair kâh hüzünlü, kâh acı anılarından konuşurken tarihe yolculuk ettik.  Aras’ın bugününe dair söyleşimizi keyifle okumanızı diliyoruz:

 

Anılarınızı kitaplaştırmaya nasıl karar verdiniz?
 

Hayatım boyunca daima bir hatıra bırakmak istedim. Bir gün oğlum Erman ve Hocam’la (Hamdi Topçu) burada oturuyorduk. Erman dedi ki “Baba, Hamdi Hocamız çok kıymetli bir yazardır. Dilersen hatıralarını yazabilir.” O gün tanıdım Hamdi Bey’i… Anılarımı kitaba dökmeyi istiyordum ama kimseyi bulamıyordum. Birkaç kişi geldi ama uygun görmedim. Nedendir bilmem… Hocamı bulduktan sonra mesele kalmadı.

 

Kitabı okuduğunuzda neler hissettiniz? 
 

Çok beğendim. Akıcı bir dili ve kurgusu var. Bir yerinde ağladım… Yıllar sonra karşılaştığım Babannemin, bana olan sevgisini, özlemini anlatan hediyesini aldığım anı okurken duygulandım… Çocukken ağladığımda beni oyalamak için verirlerdi o makaraları elime… Keseye sarmış, yıllarca saklamış. Bugün de hatırladığımda gözyaşlarımı tutamam. Çok yaşanmışlıklar var kitapta… Sevgiliye özlem var, harplerin acımasızlığı, sefalet içinde açlık içinde ölen insanlar var. Ama bugün beni en çok etkileyen hatıram, o makaraları aldığım gündür nedense…

 

O günlerin Bodrum’unu özlüyor musunuz? 
 

Benim çocukluğumun Bodrum’u ile bugünkü arasında gece ile gündüz kadar fark var… Çok güzeldi elbette o günler. Ama bugün her şey bambaşka. O zamanlar geri kalmışlık vardı. Elektriksiz, susuz bir yaşam. İstanköy’den gelen bir insan için çok zordu alışmak. O zamanlar Muğla’ya gitmek 8 saat sürerdi örneğin. İzmir, üç gün!.. Bir Austin vardı bende… Yokuş gördü mü su kaynatırdı. Düz yol buldu mu uçardı… Şimdiki yollar yoktu ki… Taşın toprağın içinde yolculuk yapardık. O halini özlemiyorum elbette… 

 

Bugün Bodrum’da sizi en çok ne rahatsız ediyor? 
 

Yeni olan her şey beni heyecanlandırmıştır. Bugün Bodrum hareketli, güzel. Ama eskiden daha samimiydi her şey. İlişkiler daha saygılıydı. Hürmet vardı, komşuluk vardı. Şimdi kalmadı. 

 

Sizi çiftçi, diplomat, turizmci ve gezgin olarak tanıyoruz… Bu kimliklerden hangisi daha iyi tanımlıyor sizi?
 

Benim ilk işim mandalina bahçeleriydi. 4 bin mandalina ağacını kendi ellerimle diktim. Çiftçilik benim hayatım. Hiç vazgeçmedim. Çünkü tabiat insanı yaşatır. Çiftçi çapa sallayan insandır, beceriklidir. Kendi sebzesini meyvesini yetiştirir. Sonradan bu iş kayboldu. Köylü bıraktı artık çiftçiliği. Biz kilometrelerce öteden taşırdık suyu bahçelerimize… Şimdi çeşmeler evlerin içinde, ama kimse bir şey dikmiyor, üretmiyor. Yazık… Büyük bir kayıp.

 

Mandalina bahçeleriniz hala duruyor değil mi?
 

Tabii… Ben hala çiftçilik yapıyorum. Bahçemde mandalinalarım var. Saksuması yetişti bu mevsimde. Klementin de oldu. Yerlisi için henüz zaman var. Çok para kazandım bu işten. Çocuklarımı mandalina bahçelerimden kazandığım parayla okuttum. 

 

Turizmle de uğraştınız bir dönem… 
 

Tümüyle tesadüftü aslında. Çarşıdaydım bir gün. Caminin önünde durmuş, nereye gideceklerine bir türlü karar veremeyen İtalyan bir çift gördüm. Yardımcı olayım dedim. Tenha, sahilde bir yer arıyorlar. Ortakent’e götürdüm onları… Çok memnun kaldılar. O İtalyanlar daha sonra kaç kişi gönderdi biliyor musunuz? Kardeşimin bir oteli vardı. Kaktüs Otel… Bakanlar, diplomatlar, işadamları gelip kalırdı dünyanın dört bir yanından… Denizi güzel, doğası güzel… Bir gelen bir daha gelirdi. 

 

Turizmin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 
 

Sektör çok gelişti, iyi de gidiyor. Ancak ortada bir kriz var. Bu endişelendiriyor beni. 
 

Günleriniz nasıl geçiyor?
 

Kara sabah kalkarım ben. Çok yoğun günlerim. Mandalina bahçelerime haftada iki üç gün mutlaka giderim. Yakın zamana kadar Denizciler Derneği’nde dostlarımla buluşup sohbet ederdim. Son günlerde pek fazla gitmiyorum. Bezik ya da 3,5,8 oynarız dostlarla. Çok keyif alırım. 

 

 “Keşke” dediğiniz bir şey var mı?
 

Atatürk’ü göremedim. Atatürk’ün İçişleri Bakanı Şükrü Kaya benim dayımdı. Teyzemi ve beni İstanbul’a davet etmişti. Gittik. Fenerbahçe’deki köşküne yerleştik. O sıralar İngilizlerin Kral adayı, aşkı uğruna tacını tahtı bir kenara atan Edward gelecekti Türkiye’ye. Atatürk ile Edward, Taksim’de törende buluşacaktı. 1936 yılıydı. Şükrü Kaya da bizim için Taksim’de bir apartman dairesinde yer ayırttı, Atatürk’ü yakından görebilelim diye. Gittik. Bir telefon geldi, Kral “Ben resmi bir ziyaret yapmıyorum” demiş, tören iptal edildi. Göremedik… 

 

Kitabınızın tüm gelirini bağışladınız. Neden ÇYDD’yi seçtiniz?
 

O kadının verdiği mücadeleye duyduğum saygı ve aşk nedeniyle… 
 

Türkan Saylan mı?
 

Evet…Öyle bir kadın nerede var başka? Türk kadınının haklarını müdafaa eden, bunun için mücadele veren… Hala içimde O’nun acısı. Öyle insanların kıymeti bilinmeli… 

 

Böylesine üretken bir yaşam, Ömer Aras’a ne öğretti diye sorsam…
 

İnsan her zaman haddini bilmeli… Ben hayattan bunu öğrendim. Nerede olursan ol, kim olursan ol… Mütevazılığını koruyacaksın. İşte bu yüzden hayatta hiçbir şeyin esiri olmadım ben. Ne sigaranın, ne rakının, ne kadının… 


KİTABIN YAZARI HAMDİ TOPÇU NELER SÖYLEDİ?


“Ömer Aras- Bodrumlu Çiftçi Diplomat” kitabı, şair ve yazar Hamdi Topçu’nun güçlü kalemiyle hayat buldu. Bugüne kadar pek çok kitabı yayınlanan Hamdi Topçu’nun Mart ayında okurla buluşan gezi deneme eseri “Karya’dan İyonya’ya Güneşli Yağmurlar Ülkesi”, şu an ‘çok satanlar’ arasında…  Hamdi Topçu bir eğitimci. Belçika’da, Batı Avrupa ve Türkiye’de eğitim üzerine yazdığı kuramsal kitapları eğitimci rehberi niteliğinde. Kısacası sürekli üreten ve paylaşan bir kalem… Topçu, hazırlık aşaması iki yıl süren Ömer Aras biyografisi ile ilgili sorularımızı yanıtladı:

 

Bu ilk biyografi kitabınız mı?
 

Biyografi alanında ilk kitap ancak bu alanda ilk çalışmam değil tabii. Birçok yerde bu tür yazılar yazdım. Halen devam eden “Bodrum Denizcileri”ni anlatan bir yazı dizim var. O da bir tür biyografi yazısı.

 

Ömer Aras’ın kitabında farklı anlatım tekniklerini bir arada kullanmanızın özel bir nedeni var mı?
 

Bu bir yaşam öyküsü. Kişinin anlattıklarına bağlı kalmam gerekiyordu. Anlattıklarını biraz edebi dile çevirme gereği vardı. Dolayısıyla sıradan bir düz yazı anlatımını tercih etmedim. Yer yer kendi anlatımımı kitabın içine yedirmeye çalıştım. Anlattığım kişinin toplumla doğrudan örtüşen yanlarını yansıtmayı tercih ettim. Kitabın, etkili ve yararlı olmasını istedim.

 

Bu kitabı sizin için “özel” yapan nedir?
 

Ömer Aras’ın çok özel bir çocukluk dönemi var. O zaman da vatan toprağı olmayan bir adada geçirilen bir dönem… Bunun yanında, faşist bir yönetimin egemen olduğu bir adada sürdürülen yaşam... Faşizmin ne anlama geldiğini öğrenmek açısından çok önemli. Bir diğer husus, Ömer Bey’in iş dünyasını Yahudi bir aileden öğrenmesi…  Bu O’nun yaşam biçiminde çok önemli yer tutuyor. Disipliner yapısı buradan kaynaklanıyor. Ömer Aras aynı zamanda, İkinci dünya savaşını birebir yaşayan, gören biri. 

 

Ömer Aras’ın yaşam öyküsünde sizi en çok etkileyen ne oldu?
 

Ömer Bey’in birçok anısı beni etkiledi. Anılarını birebir yazmaktan ziyade, ülkemle, toplumla ilgili çıkarımlara ağırlık verdim daha çok. Bireysel ve toplumsal olarak algılanmasını istediğim şeyler vardı. Örneğin şehirlilerin ikinci dünya savaşı sırasında köylere kaçması, sığınması; toplumsal olarak algılanmasını önemsediğim olaylardan biri. 
 

Hayatını kaleme alan kişi olarak Ömer Aras’ı nasıl tanımlarsınız?
 

Üretken olma düşüncesi, hayatının her anına sinmiş biri Ömer Aras. Üretmeyi seven, israfı sevmeyen biri. İnsanın ihtiyacı olmayan şeyi tüketmemesinden yana. Örneğin mandalina ağaçlarına verdiği değer çok çok önemli. Tabiatın bu kadar talan edildiği bir dönemde hiçbir ağacı kesmemesi bir ders niteliğinde. Ailesinin mallarını korumak için verdiği mücadele bir örnek… Çocuklarının sağlığına ve eğitimine son derece önem veren bir aile babası. Müthiş bir okur… Yaşam felsefesi doğruluk ve adalet üzerine kurulmuş. Ömer Aras, bu topluma çok hizmet etmiş biridir. Topluma örnek teşkil edebilecek çok özel yanları var. Bunu mutlaka yeni kuşaklar öğrenmeli, kavramalı ve buradan kendilerine bir şeyler çıkarmalı. 

 

TÜM GELİR ÇYDD’YE
 

“Bodrumlu Çiftçi Diplomat Ömer Aras” kitabından gelir talep etmeyen Hamdi Topçu, elde edilecek kazancın ÇYDD’ye ulaşmasından büyük gurur duyuyor. Daha önce de bazı kitaplarını ÇYDD yararına yayınlayan Topçu, “Ben her şeyden önce bir eğitimciyim. Orada bir iki çocuğun eğitimine katkıda bulunmayı çok anlamlı görüyorum. Parası olanın parasını, kitabı olanın kitabını vermesi gerektiğine inanıyorum. İki tane çocuğun yarasına merhem olmak bana son derece onur verecektir” diyor.

 

ANILAR… ANILAR…
 

Hamdi Topçu’nun Ömer Aras’ın yaşam öyküsünü derlerken zaman zaman zorlandığı da olmuş… Kalem usta… Fakat anlatılması gerekenler neredeyse bir asır öncesinin yaşanmışlıkları olunca işin içinden çıkmak büyük hüner istiyor kuşkusuz… Ömer Aras’ın zaman zaman unuttuğu ama daha sonra hatırlayarak eklediği anıları bir bir yerlerine oturtmak, Hamdi Topçu’nun deyimiyle “yazının içine sindirmek” yazarı zorlasa da nihayetinde ortaya müthiş bir yaşam öyküsü çıkmış… 

Hamdi Topçu, hem Ömer Aras’ın kişiliğinden, hem de kaleme aldığı yaşam öyküsünden kazanımlarını herkesle, özellikle gençlerle paylaşmak istiyor ve ekliyor: “Keşke Bodrum’daki tüm okullarda bu kitap okutulsa… Gençler, çocuklar bir şeyler öğrense. İşte o zaman bu kitap amacına ulaşmış olacaktır.”


ÖMER ARAS- BODRUMLU ÇİFTÇİ DİPLOMAT BODRUM ÇYDD'DE

 Haber Kaynağı: Muğla Şehir Gazetesi
 http://www.muglasehir.com/haber/roportaj/bodrumlu-ciftci-diplomat-omer-aras/336.html